Ordan Burdan Sorular

Sabah gözlerini açar açmaz soruyor:

-Anne, Heidi büyükbabasına sarılıyor .Clara büyükannesine sarılıyor.Peter neden büyükannesine sarılmıyor???

-!!!! Yani ,şey .Hangi bölümünde oluyordu ki bu?

-Hani başında , Heidi büyükbabasına sarılmıştı ,Clara büyükannesine sarılmıştı ama Peter kimseye sarılmamıştı.Neden büyükannesine sarılmadı?

-E..Oğlum o sırada büyükannesi yanlarında değildi çünkü?

-Niye değildi?

-Evlerinde kalmıştı.Çok yaşlı olduğu için gelememişti yanlarına?

-Niye gelememişti ki?Hem Clara’nın büyükannesi de yaşlı.O nasıl geldi?

-Hımm.Peter’in büyükannesi biraz daha yaşlı ve yıpranmış.Ayrıca gözleri görmüyor?

-Yıpranmış ne demek? Neden yıpranmış?

-Kem küm.Kem küm..

Sabahın 7’si .Gözünü açar açmaz ‘anneeeee’ diyerek başlıyor o en acayip konulardan bahsetmeye.Ardı arkasına soru sormaya.Geçiştirmek istemeyip,ciddi ciddi cevap vermeye çalıştığımda daha bir batıyorum.Konudan konuya atlamalar ve her defasında nedenler,nasıllar?Bir de mantıklı şeyler soruyor , sıkıyosa atmasyon cevap ver.O zaman ardı arkası hiç kesilmez bu soruların.

Bu yaşımda, aslında ne kadar az şeyi bildiğimi yüzüme vuran biricik yavrum,o masum gözlerini açıp merakla sorular sormana yine de hayranım.Tek derdim, sana doyurucu cevap verememek aslında.Bilgisizliğimi yüzüme vurman sorun değil :))

Sevgili ebeveynler; bu dönemde binlerce soruya maruz kaldığınızda siz neler yapıyorsunuz?Şöyle bir kitap buldum(http://www.cogitoy.com/109-cocuklar-soruyor-nobel-liler-cevapliyor.html) ama yine de derdime hiçbir şeyin deva olamayacağını hissediyorum içten içe:))) Ama itiraf etmeliyim,çoğu zaman eğleniyorum değişik sorularıyla.

♥♥♥♥

Eveeet.Kreş dönemi geldi de geçiyor bile.Yiğit, bu sene Ekim’de ,evimizin çok yakınındaki ,komşumuzdan referanslı,bir yere başlayacak.4 yaşına girecek Ekim’de .5 yaş grubunda olacak kreşte.4 yaş Yiğit’e sanki iyi geldi.Daha bir duruldu,ağır abi oldu sanki.Tabii ki yerinde duramıyor yine,çene ,bacaklar hep aktif ama bilinç düzeyi çok daha farklılaştı.Bu sene kreş sürecinden daha umutluyum bu yüzden.Bakalım yaşayıp ,göreceğiz.Bu arada öncelikle öğretmeniyle tanıştık.Okulun referansını zaten almıştık.İçimiz ısındı öğretmene.Sınıfı da çatı katında ve oldukça geniş.Ama denemeden, görmeden ne desek boş.

Bu okul arayışlarında görüyorum ki, çocuğumun bu dönemlerde, çok daha küçük ama modern bir şehirde, karmaşanın,kafa karışıklığının daha az olduğu bir ortamda yetişmesini her gün biraz daha fazla istiyorum.

eylem t

Koca Bir Yaz Biterken

Bu yaz, yaklaşık 2 ay boyunca oğlumuz anneannesinin yanında,yazlıkta kaldı.Arada, bir haftalık yıllık iznimi onunla geçirdim.Onun dışında ayrıydık.Zor olmasına zor oldu ama yapılmayacak şey değil.Sadece 2 haftada bir yanına gidip biraz vakit geçirmekte yarar var.Ayrı kaldığımızın 3.haftası  özlem duyguları her ikimiz açısından da doruğa ulaştı çünkü.Orada çok çok iyi vakit geçirdi.Hergün sahildeydi.Kolluklarıyla yüzmeyi öğrendi.Tatil için yanına  gittiğimde,acaba 1 hafta sonra  nasıl ayrılacağım dediysem de, baştan beri onu ziyarete geldiğimi bilen oğlum,zorluk çıkarmadı.Artık kavuştuk neyseki.

Yokluğunda bol bol film izledik, bol bol kendimizle baş başa kaldık.İtiraf etmeliyim ; sıkıldık.Özellikle ben, olur olmaz şeylere kafa yorup durdum. Yiğit gelince, beynimin çalışma düzeni de geri geldi tekrar:)))

4’E 4 AY KALA

 

Hala anne kuzusu,hep anne kuzusu .Minik bir adam ama aynı zamanda ; kendi düşüncelerini,duygularını ifade etmede ustalaştı.

Fazlasıyla hassas ve duygusal .Kendisine ‘hayır’ denilmesine  tahammülü yok.Gözler buğulanıp,dudaklar büzülüyor anında.”Ama ama sen beni artık  sevmiyorsun anne’ ‘  Ağlamak, doya doya ağlamak istiyor sonrasında. ‘Oğlum sana bazen olumsuz şeyler yaptığında hayır demem,seni sevmediğim anlamına gelmiyor ki!!! ‘  ”Ama ama sen kızgın bir şekilde hayır dedin bana”  ‘Bazen kızabilirim sana.Bu da seni sevmediğim anlamına gelmez’

Bu konuşmanın ardından mutlaka ve mutlaka kocaman,duygusal bir sarılma geliyor.İşte o zaman yelkenler suya iniyor.O zaman gözler yeniden ışıldıyor.Kelimeler hala yetersiz,ne kadar hakim olduğunu kanıtlasa da ,hala mimikler ve davranışlar önemli onun için.Her ayrıntıyı gözlemleme konusunda uçsuz bucaksız bir yetisi var hala.Gözlerdeki ufak bakışlar,ses tonlamasında iniş çıkışlar…Kaçışın yok.- Kelimelerin arkasına gizlenemezsiniz – der gibi bize.

Heyacanını ,mutluluğunu elinde olmaksızın, aşırı bir biçimde  dışarı vuruyor.En çok ama en çok üçümüz bir aradayken.Bir de vücudu da bu aşırı tepkilere eşlik ediyor.Ağız ,göz,gövde ; dışarıya fışkırıyor mutluluğu, sevinci, heyecanı.

Sürekli rüyalar görüyor ve kalkar kalmaz da anlatmaya başlıyor. Bazen ‘kötü rüra’ görüyor.Korkular da çok canlı hayatında ,diğer duygular gibi.

Aşık oldu tam olarak.Benim bir iş arkadaşıma:)) Ve aşkını deli dolu yaşıyor.En ufak bir ilgisizlik görse , hemen aşırı tepkiler veriyor.Ya da diğerleri ‘aşkına’ sahip çıkmaya çalışsalar,tüm gücüyle karşı koyuyor ”Onu ben seviyoruuum’ 

‘Anne , küpelerin beni heyecanlandırdı’

!! ‘Nedenki?Çok mu beğendin küpelerimi’

‘ Evet.Hem onlar E..’nın küpelerine benziyor ”

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

 

 

 

Kulak Hikayesinin Sonu

Kreşe başlamasından bir süre sonra ,Yiğit kulak iltihabı olmuştu.Üstelik de çocuk doktoruna gittiğimizde bir hayli ilerlemişti .Antibiyotik tedavisi,yan ilaçlar,burun açıcılar ile geçen günler yaşadık uzunca bir süre.Kulakta sıvı birikmesi teşhisine giden bu süreç sonrası,birçok doktor değiştirdik.Çoğunluğu , ‘kulağa tüp takılması’ operasyonunu telaffuz etti.Çok basit olan bu operasyon, narkozla bayıtılmayı gerektiriyordu .Sonrasında kulaktaki sıvı tamamen boşalmış olacak,çocuk rahatlayacaktı.Ama duyarlı kreş yöneticimizin de yönlendirmesiyle , çocuklarda bu uygulamayı değil de , kendiliğinden iyileşmesini savunan bir Kbb profesörüne gitmeye başladık.Kendi kendine iyileşebileceği uzun soluklu bir tedaviyi önerdi.Verdiği bir iki ilacı düzenli kullanacaktık.Soğuk algınlığı, kulak probleminin baş düşmanı olduğu için , çabuk hastalanma durumunu ortadan kaldırmak için , kreşten aldık.(anneannemiz bakıyordu zaten)İki ay sonunda da kulağımız tamamen iyileşti.Vücudun bunu kendi kendine başarabilmesini,bağışıklık sisteminin çalışıyor olmasını önemseyen doktorumuzun yönlendirme ve takipleriyle kulak sıvısı tamamen yok oldu ve son 1 aydır herşey yolunda.

Doktorlar arasındaki yaklaşım ve yöntem farklılıklarının ne kadar farklı ve de keskin olabileceğini görmüş olduk bu deneyimle.Elbette her doktor , bu konuda eğitim almış ve doğru düşündüğü şeyi yapıyor ama yaklaşım ya da deneyim farkı oluyor aralarında.Kulak sorunumuzdan bir an önce ve ufak bir operasyon sayesinde mi kurtulacaktık -ki bu sorundan kurtulmak Yiğit’i de bizi de çok rahatlacaktı-  ya da uzun süreli bir iyileşme sürecini göze alıp,vücudun kendi kendine mücadele etmesini (sıkı doktor takibinde tabii ki) ve çocuğumuzun bağışıklık sistemine güvenmeyi mi seçecektik.Bu sorunda ikinciyi seçtik ve olumlu bir sonuç aldık.İleride ne tür seçimler bekleyecek bizi acaba?

3,5 Yaş Halleri

 

-Ben daha büyüğüm.(Yaşına yakın bir çocuk gördüğünde.)

-Ben güçlüyüm.Pazularıma bak.(Onunla ilgilenen yetişkin bir erkek gördüğünde)

-Sen beni sevmiyor musun anne?(Ona çok hafif sesimi yükseltip,bir şeyi yapmamasını söylediğimde)

-Anneciğim yanlışlıkla oldu.Gel öpeyim .Muck,muck.(Yanlışlıkla eli ,kolu,bacağı bir yerlerime çarptığında.)

-Özür dileyecek bir şey yok anneciğim.Bak geçti.Üzülme. (Yanlışlıkla ben ona çarptığımda ve özür dilediğimde.)

-Babama kızsana anne.(Babası onu engellediğinde ya da istemediği bir şeyi yaptığında.)

Küçük bir adam olmaya başladı son zamanlarda.Büyüdüğünü,daha bir olgunlaştığını ifade etmeye pek bir meraklı.Tabii ki hala benmerkezci,istekleri yapılmadığında öfkeli ama biraz daha ikna olmaya meyilli.Duygularını daha rahat ifade ettikçe,huysuzlukları ve hırçınlıkları azalıyor.Bir saniye yerinde durmayan,etrafında herkese laf yerleştiren minik bir atom karınca o 🙂

Şu sıralar sevdiğimiz kitaplarımız:

 

Tombik Mavi Fil :Türkiye İş Bankası Yayınları

Bisiklete binmeyi bilmeyen Tombik Mavi Fil,bakalım binmeyi öğrenebilecek mi?Arkadaşlarının yardımı gerekecek bunun için.

Yiğit,Tombik’in bütün arkadaşlarının ismini tek tek saymayı,zavallı filin bisiklete binmek için verdiği uğraşları keyifle dinliyor.

 

Korkmuyorum!Korkudan Cesarete:  TÜBİTAK Erken Çocuk Kitaplığı

Yiğit’in çeşitli korkuları var .Yüksek ses,karanlık,kötü rüyalar vs.Bu kitapta çocukların hissettiği bir çok korku ele alınmış.Belki korkuları biraz ön plana çıkartmış oluyor ama arkasından bu korkuların doğal olduğunu,zamanla geçeceğini örneklerle anlatıyor.3 yaş sonrası okunabilecek bir kitap .Yiğit çok seviyor.Sanırım rahatlıyor korkulardan bahsettiğimizde.

 

Duygularınız!Üzüntüden Mutluluğa-TÜBİTAK Erken Çocuk Kitaplığı

 

Bu kitapta da hissedilen çeşitli duygular ele alınmış.Yiğit en çok , yatağını ıslatan çocuğun bahsinin geçtiği utanma duygusunun işlendiği sayfayı seviyor.Her defasında ‘Ne yapmış bu çocuk’ diye soruyor.Bugüne kadar bir kez bile böyle bir şey yaşamadığı için yatak ıslatma onda merak uyandırıyor:)

 

Son Dönem Etkinliklerimiz : 

-Anaokulu Dergisi (Boyut Yayıncılık) = Labirentler,ille de labirentler

-Suluboya

-Nokta Birleştirmeceler .(Genelde bize yaptırıyor.Kendisi çok düz çizemiyor henüz)

-Boyamalar,modifiyeler,araba yarışları (Maalesef bilgisayar canavarı olma yolunda)

KREŞ HAKKINDA

Çocuğumuzu büyütürken birçok kaygı taşıyoruz.Onun için en iyiyi yapabilmek için tüm çabamız.Bazen ipin ucu kaçıyor sanki.Genel geçer bir dizi ‘olması gereken’ var duyduğumuz ,düşündüğümüz ve uygulamak istediğimiz.Ama kendi çocuğumuzun içinde bulunduğu koşullara,kişiliğine ,özelliklerine göre de değişen ,her çocuğun kendisine özgü bir gelişim süreci var zaman zaman göz ardı ettiğimiz.

Geçen yaz Yiğit’in 3 yaşında olacağı, Ekim ayında ,başlatmak istediğim kreş için aramalar taramalarla zorlu bir zaman geçirmiştim.Amacım, oldukça girişken ve aktif bulduğum oğlumun, daha da sosyalleşip- yani kendi yaşıtlarıyla oynayıp- , pedagojik yaklaşabilen eğitimcilerle birlikte, ferah,sevgi dolu bir ortamda bulunabilmesi ve anneannemizin artık özgürlüğüne kavuşabilmesini sağlamaktı.Herşey olumlu gözüküyordu.3 yaş kreşe başlamak için uygun bir yaştı,Yiğit’in önceden oyun grubu deneyimi de vardı ve yeni ortamlara girmekten çekinmeyen bir yapısı vardı.(Anneannemiz istemedi gitmesini.Erken buldu kreş için.) Bir müddet aradıktan sonra kreşe karar verdik.Çim bahçeli,3 katlı bir bina,güleryüzlü yöneticiler ve öğretmenler.Kendini tanıtmaktan önce, çocuğu tanımak isteyen bir yaklaşım.Sıcak ve güvenilir bir ortam olduğunu düşündüğümüz kreşe başlattık Yiğit’i.Tam gün gitmesini istedik ve başlangıçta bir iki hafta birkaç saatten yarım güne kadar aşamalı zamanlarda gitti.Sonrasında tam güne geçti ama öğlen uykusu problemiyle karşılaştık.Yiğit,uyumak istemeyince,akşamları aşırı yorgun geliyordu.Bu şekilde gidemeyecekti.Hastalıklar da başlayınca ,yarım güne çektik kreş süresini.Daha rahatlatıcı olmuştu böylesi.Düzelemeyen bir kulak rahatsızlığımız yüzünden 3 ay sonra ,kreş maceramızı noktalamak istedik.Yiğit ,yine anneannesine kavuştu:)

Bu kreş sürecinde,kazandığı şeyler oldu Yiğit’in; kendi kendine yapmayı öğrendi bir çok şeyi :Yemek yemek,diş fırçalamak,tuvaletini tek başına yapmak ,giyinmek .Kendine ait farklı bir dünyası oldu; arkadaşları,şarkıları,oyunları .Dil gelişimi bir anda üst seviyeye ulaştı .

Yine de ters giden bir şeyler oldu kreş sürecinde.Bir dönem ,vurma ,tükürme sorunu yaşadık, benimle yatmaya başladı ve kreşe gitmemek için direndi sabahları.Zor dönemler yaşadık.Hastalıklar ve diğer sorunlar.Ailedeki herkesin gerildiği zamanlar arttı.Anne,baba,anneanne birbirinden zaman zaman farklı tavırlarda bulundu.Bu Yiğit’in kafasını daha da karıştırdı.

Şimdi bir aydan fazladır kreşe gitmiyor ve bizi geren birçok şey yok oldu Yiğitte.Hala o çılgın,deli dolu,enerjik oğlumuz bizim ama daha bir rahatlamış gibi duygusal gerginlikleri. Geçen haftalarda Iraz’ın bloğunda okuduğum kreşle ilgili yazı da http://ruzgarestiustume.wordpress.com/2011/02/14/kres-oyun-grubu-ev-hangisi/ yanlış yaptığım bazı şeyleri netleştirdi kafamda.Bir tesadüf sonucu tanıştığım bir anaokulu öğretmeniyle de uzun uzun konuştuk bu konuyu.Sonuçta, ben Yiğitle ilgili dersler çıkarttım kendime.Bunları genellemek istemem çünkü bizim deneyimimize özgü şeyler bunlar.Öncelikle Yiğit’in anneannesine ne kadar bağlı olduüğunu unuttum ben kreşe başlatırken.Bir anda tam güne başlatmak,kreş fikrine adapte olamamasına neden oldu.Her an, her dakika hayatında bir anneanne varken, bir anda kendini bir sürü çocuğun olduğu bir ortamda buldu.Anne ve baba işteydi ama anneanne evdeydi.Buna rağmen Yiğit kreşteydi.Kreşe başlatırken öncelikle bir süre ,birkaç yarım gün, sonra sonra 5 yarım güne dönüştürüp devam ettirmeliymişiz kreş sürecini.O zaman adaptasyonu çok daha kolay olacakmış.Bir de sınıf öğretmeni önemli bu süreçte.Biz genelde yöneticiyle iletişim halindeydik ama doğrusu belki de birebir sınıf öğretmeniyle iletişim halinde olmaktı.Onu daha yakından tanımak adına ,çocukla neler yaptığını birebir gözlemleyebilmek adına.

Bu sezonu kapadık kreş konusunda.Yeni dönemde biraz daha farklı gözlerle bakmaya çalışacağım bu konuya.Biraz daha Yiğit’in gözünden görmeye çalışarak.

BEN NASIL DÜNYAYA GELDİM?

Bu soruyu ilk olarak ne zaman sordum hatırlamıyorum.Annemin ve babamın bana verdiği cevabı da.Muhtemelen cevabını kendi kendime öğrenmiştim.Oysa şimdiki çocuklar için çerez bir soru bu.Daha 3 yaşında olan oğlum size tarif edebilir mesela.Bir kitap aldık , ‘Kan nedir?Nasıldır?’ gibi bir takım sorular sormaya başladığında.İçiyle Dışıyla VÜCUDUNUZ adlı bu kitabın içerisinde , bir bebeğin nasıl oluştuğu ve sonra gelişerek, doğumun nasıl gerçekleştiği, çizimler desteğiyle, kısa ve net bir biçimde anlatılıyor.Yiğit önceden sadece ‘ben annemin göbeğinden çıktım’ diye ifade eder, kafasını kazağımın içine koyar ve sonra da ‘doğardı’ :)) Şimdiyse teknik terimlere girmeye başladık.

Dün,bir mağazada alışveriş yaparken , orta yaşlı bir teyze de Yiğitle ilginip,sohbet ediyordu.Bir anda konu dönüp dolaşıp , nasıl bebek  yapıldığına geldi!! Ağzında bir şeyler geveleyen teyzeye Yiğit bir anda ‘stenden doğdum ben ‘ dedi ve yüzüme düşünceli gözlerle ,yardım isteyerek baktı.Kelimeyi tam olarak hatırlayamamıştı.Ben de düzeltmek durumunda kaldım ‘sperm oğlum,sperm’ Teyzeye dönüp :’Bir kitabında geçiyordu da ‘ diye de açıklama yapmak zorunda hissettim, kocaman gözlerle bakmasını engellemek için:))