YENİ BİR SAYFA

2011, karşımda açılan bu sayfa gibi bembeyaz ve bomboş.Bu sayfa ; bazen planlayarak ve düşünerek,bazen anlık duygularla,bazen hayatın kendiliğinden getirdikleriyle,bazen hayallerle , bazen oğlumuzun bize getirdikleriyle dolacak dolacak…


Biliyorum; bu sene de dert edecek ,yakınacak birçok şey bulacağım.Bazen işimden,bazen monotonluktan,bazen bir anne olarak ya da bir insan olarak yetersiz kalmaktan kaynaklanan, bir dizi endişe yaşayacağım.Hayallerim ve umutlarım örselenecek bazen , kendimi yalnız ve çaresiz hissettiğim anlar olacak.Çözemediğim sorunlar ,cevaplayamadığım sorular,değiştiremeyeceğim bir geçmişin izleri benimle birlikte yürüyecek.


Biliyorum; bir insanın yaşadıklarından ne eksiği ,ne de fazlasını yaşayacağım.


Biliyorum; her zaman umut olacak ve yeşeren ağaçlar.Hayatımı aydınlatan ve bana güç veren mücadele ruhu, hayata ve geleceğe olumlu bakmanın , erdemin ve duyarlılığın ,üretmenin , sevmenin ve sevilmenin anlamlı dostluğu yanımda olacak.



Biliyorum; kendim gibi ,insan gibi olabilmek için hareket ettiğim her an daha bir güçle dolacağım.


Hoşgeldin yeni yıl.

Sayfalarını doldurmaktan en fazla haz aldığım yıl sen olur musun?

                                                                                                  eylem t

Photos:
1-The Sky Goes All the Way Home by Mark Broughton

2-Dream about a green valley by Janusz Wanczyk

Yeni Yılda Çocuklarımıza Yeni Bir Kitap : BİR KAR MASALI

Üreten insanlara hayranım.Bir tarafta süregiden koşuşturmalı bir iş hayatı,bir tarafta biricik çocuklarının bakımı,ev hayatı .Tüm arta kalan zamanlarını,enerjilerini bu kitabı yazmak,çizmek ve yapmak için kullanan ve bir arada birşeyler üretmenin o sonsuz hazzına ulaşan bu üç kadın, 2011 ‘de bizlere ve çocuklarımıza bu büyüleyici kitabı armağan ettiler.Heyecanlarını bugün bizimle paylaştılar ve hepimizi bu heyecana ortak ettiler.Kitabı bir solukta buradan okudum.Çok etkilendim.Çizimler,hikaye,anlatım .

Çocukluğumun o en güzel anlarına; pencereden karı ilk gördüğüm zamana götürdü beni.Tarifsiz bir sevinç duyardım.Hemen kendimi dışarıya atıp,karların üzerinde   yuvarlanmak isterdim.Çocukluğumun en duru anılarına ait bir hikaye içeren bu kitabı, oğluma okumak için sabırsızlanıyorum.Eminim ki; bir şekilde bloğuma uğrayan sizler de çok beğeneceksiniz.

Sevgili Esra bu güzel hikayeyi yazdı.
Sevgili OIP capcanlı,sevimli çizimleri yaptı.
Sevgili özgüranne iPad/iPhone uygulamasını gerçekleştirdi.

Güzel anneler; emekleriniz için sonsuz teşekkürler .Bu kitabı yılbaşı hediyeniz olarak mutlulukla ve coşkuyla kabul ediyorum:)))

                                                                                                                eylem t

EMZİRME REFORMU GEREKLİ

Emzirme Reformu’nu, tüm duyarlılıklarıyla belli bir noktaya getiren ve emzirmereformu.com adresinden destekleyicilerini 2.386’ya yükselten gönüllü annelerimizin emeklerine sağlık.
Ülkemizde ve de dünyada insana verilen değerin bence en önemli ölçüsü,  kadına ve de çocuğa ne kadar değer verildiğiyle ilgili.Bu değerin ülkemizde ne kadar düşük olduğunu, yüzlerce örnek ve rakamla, tespit etmek mümkün  ama ‘Emzirme Reformu Manifestosu’ nun değindiği konu gerçekten çok temel bir hakkı baz almakta :Bir bebeğin annesi tarafından emzirilebilmesi hakkı.

Dünya Sağlık Örgütü, bebeklerin ilk altı ay boyunca sadece anne sütüyle beslenmelerini, daha sonrasında ise ek gıdalarla desteklenerek en az iki sene boyunca emzirilmelerini önermektedir.

Peki, Türkiye’deki iş kanunlarına göre anneler ne kadar doğum izni kullanıyorlar:  
Birçok çalışan anne doğumdan önce 8, doğumdan sonra 8 olmak üzere, toplamda 16 haftalık ücretli doğum izni kullanabilmekte, doğumdan önceki izninin beş haftasını doğum sonrasına aktarabildiği takdirde bile bebeği henüz gün boyu meme emmesi gereken durumda olmasına rağmen işe geri dönmek durumunda kalmaktadır.

Bu durumda, 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi gereken çalışan annelerin bebekleri, bunu gerçekleştirebilecek yasal bir izne sahip değiller.Bir bebeğin en doğal hakkı engellenmiş olmuyor mu bu durumda?

Yasaya göre, bir yaşından küçük çocuğunu emzirmesi için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilen anne, bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır.

Bunu kaç anne kulllanabiliyor peki?Günlük 1,5 saatlik izin tek besin kaynağı anne sütü olan 6 aydan küçük olan çocuklar için yeter mi?

İşte bu ana sorundan yola çıkarak oluşturulmaya çalışan bu hareketin bir de manifestosu yayınlandı.emzirme-reformu-manifestosu nu okuyup,desteklerinizi emzirme-reformuna-destek formu nu doldurarak iletebilirsiniz.

Blogcuanne ‘nin başlattığı Emzirme Reformu Sobesi’ni de bloglarınızda yazarak,konuyu güncel tutup ,daha da duyurulmasına yardımcı olabilirsiniz.Sevgili Mineada da beni sobelemiş.

Sevgili toprakbüyürken , nehirineylemleri  henüz yazmadıysanız tarafımdan sobelendiniz.

Sorular ve benim cevaplarım  şöyle:

(1)  Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)
%45 ,50 civarıdır diye tahmin ediyordum ama gerçekte çok daha düşük

(2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?
16 ay boyunca anne sütüyle beslendi.Bir ilaç kullanmam gerektiği için,doktorumuzun da onayıyla 16.aydan sonra bıraktık.

(3) Kaç ay doğum izni kullandınız?
Kanunların izin verdiği son ana kadar işime devam ettim.4 ay ücretli izin hakkımı ve 3 ay da ekstra bir izin kullanarak oğlum 7aylıkken işime döndüm.

(4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?
Süt iznimi kullanmadım.İşerimde sütümü sağıyor ve eve gittiğim saatlerde emziriyordum.

(5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?
Karşılaşmadım.Bunda şirketimde ilk kez doğum yapan bir çalışan olmamın etkisi vardır sanırım.

(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?
Yaşamadım.Bunda benim rahat hareket etmemin bir etkisi vardır sanırım.Çok zorlandığımda arabada emzirdiğim de oldu.

(7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?
Aslında desteğe çok ihtiyaç var .Özel bir sigortam olduğu için şanslıydım.Onların emzirme ve bebekle ilgili diğer konularda bilgi vermek için evimize gönderdikleri bir görevli vardı.Ayrıca,doğum yaptığım özel hastanede de bu konuda bilgi aldım.onun dışında tabii ki en büyük destek annem ve eşimden geldi.

(8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?
Hayır.ben sadece doktorumun tavsiyelerine uydum.İlk zamanlarda bebeğim kilo almadığı için mama takviyesi oldu ama kaşıklı biberon kullandık ve aynı zamanda emzirmeye de devam ettim.Kilosunu kısa sürede toparladı ve mamayı da tamamen bıraktık.İlk 6 ay başka bir şey vermedik.

(9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?
Evet biliyorum.Başta da belirttiğim gibi en doğal insan hakkı olan, bebeğin anne sütüyle beslenmesi için,özellikle çalışan kadınlarla ilgili çok önemli bir reforma ihtiyaç var.

(10) Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için www.emzirmereformu.com adresindeki formu doldurmanız yeterli.

Evet.

Desteklerin daha da artması dileğiyle…

Photo =  today’s launch by Peter Redman, National Post

                                                                                                       eylem t

İSTANBUL’DA TURİST OLMAK

En büyük hayallerimden biri ; İstanbul dışında yaşayıp,şehri bir turist gibi gezebilmek.O zaman kalabalığı,kendine has karmaşası, stresi daha bir görünmez olacak .Ben tekrar aşık olabileceğim bu kente.‘Seni uzaktan sevmeeeek , aşkların en güzeli’  değil mi zaten.

Şehrin kalbinde soluk alıp verdiğimiz, geceyi evimizde değil de bir otelde geçirdiğimiz , hoş bir haftasonu gezisi  hediye ettik kendimize.İstanbul, her zamankinden farklıydı.Kendini beğendirmek için giyinip süslenmişti.Başımızı döndürmek için karşımızdaydı.”Keşfedin beni.Daha fazla sararıp solmadan,kırılıp dökülmeden ,kendimi bırakmadan ,sarıp sarmalayın,dolaşın en kıvrımlı sokaklarımda” diyordu bize.

Rutini kırabildiğin her an , dünya gözüne çok daha farklı geliyor insanın.Hayat daha heyecan verici ve sen daha bir tutkulusun her şey için.Bu duyguyu yaşamak öyle iyi geliyor ki..

                                                                                                        eylem t

YANLIŞ NEREDE?

Keşke herşey ,okuduğumuz kitaplardaki gibi ilerlese .Ama olmuyor.Hayatın dinamikleri izin vermiyor buna.Yiğit’e sınır koyma denemelerimizde zaman zaman ilerleme kaydediyoruz aslında.Ne zaman ki günlük hayatımız düzenli ilerliyor, o zaman Yiğit de daha uyumlu bir çocuk oluyor.Ne zaman ki, anne baba olarak  bizim tepkilerimiz kararlı ve  tarzımız uyumlu , o zaman Yiğit daha anlayışlı ve söz dinler oluyor.Ama hayat böyle devam etmiyor.Farklı koşuşturmacalar,planlar da beliriyor zaman zaman.Düzen bozuluyor sık sık.Huysuzluk geliyor beraberinde.

Yiğit’in hayatında bir tek anne ,babası da yok.Kreşte geçirilen yarım gün boyunca,arkadaşları ve öğretmenleriyle ayrı bir dünyası var.Kreş sonrasında anneannesiyle birlikte.Onunla olan ilişkisi ve gördüğü davranış tarzı da bizden farklı.

Günün sonunda, bir anda tüm sevdikleri bir arada .Anne, baba, anneanne ,dayı(arası pek iyi olmasa da).Kısıtlı bir zaman var yatma saatine kadar.Bu kısıtlı zamanda, yemeğini yemeli,oyun oynamalı,meyvesini yemeli,kitaplarını okumalı, yatağa geçiş öncesi pijamalarını giymeli ve dişlerini fırçalamalı .3 yaşındaki bir çocuk için , böylesine karmaşık bir gün !! Böyle bir tempo!! Bir yerlerde yanlış var.Çocuğu eğitmeye zamanımızın olmamasını geçtim, onunla birlikte ‘ saf  ‘ bir zaman geçirme şansımız bile olmuyor ki!

Hayıflanmanın da gereği yok .Bu hayat tarzı ,onun bebekliğinden beri gördüğü ve yaşadığı hayat.Bir zamanlar hayalini kurduğum,şehirden uzak hayatı maalesef veremedik oğlumuza.Şimdi doğadan kopuk ve koşturmacayla geçen  hayatımıza dahil oldu o da.

Soluk almaya çalışmalı sık sık .

                                     eylem t 

Hayatın ritmi

Bir hüzün , bir sevinç .Bir iyi , bir kötü.Bir umutsuz ,bir heyecan dolu .Bir yalnız , bir kalabalık. Bir anlamsız, bir dolu dolu . Hayatın ritmi böyle böyle devam ediyor.Duygular ve beyin , gerçek hayatın düz mantığı ve hayaller iç içe.Bazen çatışarak , bazen kolkola hüküm sürüyorlar hayatımızda.

Uzun zamandır hatırlamadığım bir şarkı çalıyor radyoda :

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Gözleri kederli hatta korkulu
Her şeye rağmen biraz gülümsedi çocuk
Sıcak sade ama biraz kuşkulu

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Sanıyordum ki onun özlemi de buydu
O ise bir bakışta beni örtülerimden
Yalnızca ve yalnızca duygularıyla soydu

Ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
Şimdi çocuk büyümekte günbegün
Bütün hüzünleri okşadı birer birer
Gizli bir ümide sarılarak biraz küskün

Bir çocuk gördüm uzaklarda
Biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
Ellerinde yaşlı zaman demetleri
Daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti

Bir çocuk sevdim uzaklarda
Bir elinde yarın öbür elinde dün
Erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
Dünyanın haline bakıp güldü geçti

İyi ki radyolar var , o sımsıcak , tertemiz ,ruhumuza dokunan şarkıları hatırlatacak bir araç var hala.Tabii ki bir de istediğim zaman , istediğim şarkıyı dinlememi sağlayan fizy 🙂

                                                                                                          eylem T