SONBAHAR

Hüznün göstergesi değil benim için sararmış yapraklar,
Huzur ve  derinlik

Hele bir de kıpkırmızıysa yapraklar,
Coşku ve sevinç

Yollar dolsun yapraklarla; kırmızısı,sarısıyla,
Götürsün beni doğanın kucağına,

O bilge ağacın altında oturayım,
Yumuşak sesini dinlerken, bakayım gökyüzüne

Doğaya karışayım,
Sonsuz dinginliğine

photos by Hugh Morton
                                                                                             eylem t

Ayrılmaz dörtlümüz

Tübitak yayınlarından aldığımız ilk kitaplardan biri  Hastanede idi.Anlatımı sade ve gerçek hayattan,çizimler sevimli, ayrıntılı ve komik.Çok sevmiştik.Üzerinde konuşacak birçok şey buluyorduk.Daha sonra Diş Hekiminde ,Doktorda ve Yavru Köpek de aynı şekilde bir etki bıraktı.Hergün okumamızı istiyor mutlaka.Bu dörtlüyü çok seviyoruz anne-oğul.

Son günlerde okumamı çok istediği diğer iki kitaptan da bahsetmek istiyorum:
Minik , İş Bankası yayınlarından çıkan bir kitap.Çizimler bir harika.Bir abla kardeş hikayesi.Her gece mutlaka okuyoruz.
Yuvada , Tübitak yayınlarından çıkan kalın kapaklı kitaplardan.Yiğit kitaba ”Küçük Kuş” adını verdi.Hediye olarak gelen bu kitabın ,Yiğit’i bu kadar etkileyeceğini tahmin etmemiştim doğrusu ama Yavru kuşları ”cici cici’ diye sevmesi ,hikayeyi sonuna kadar soluksuz takip etmesi ve ilgisini canlı tutması ,yanıldığımın göstergeleri.

Oğlum ve ben tavsiye ederiz arkadaşlarımıza:))

                                                                                                           eylem t

İMDAAAAAAAAAT!!! SINIRLARI KOYMA ZAMANI GEÇMİŞ BİLE!

Bu uzun bayram tatilinde evdeydik.Ha hasta olacağız , ha olduk derken geçti tatil.Günler, Yiğit’in yaptığı türlü azgınlıkları,isteklerini gerçekleştirmek için üzerimizde uyguladığı her türden baskı yöntemini keşfederek geçti.Hoş bir deneyim olmadı.Çocuğumuzun, sınırlarını bilmeyen,her istediğini anne ve babasına yaptırabilecek, korkusuz ve kendinden emin tavırları karşısında küçüldük küçüldük küçüldük…
Tatilin sonlarına doğru, sevgili Nurturia annesi arkadaşım Ş’nin önerdiği kitabı okumaya başlamış olan eşimle ( Çocuğunuza Sınır Koyma(Robert J.Mackenzi) ) bazı sınır koyma yöntemlerini başlattık.
İlk olarak mutfak masasında bizimle birlikte yemek yemesini sağladık.İlk deneme başarılıydı.Evet bizi çok zorladı ama biz de ona direndik.Bildiğiniz, er meydanıydı mutfak.Kılıçlar kuşanılmıştı.Yemeğini salonda yemek isteyen 3 yaşındaki Yiğit’in her türlü itirazları karşısında, biz iki yetişkin anne baba ,tüm gücümüzle yemeğini burada yemezse odasında tek başına oturmak zorunda kalacağı silahını kullandık.Ağladı,saldıraya geçti,oturmayacağım dedi,aç kalacağım dedi,öğlenleyin yerim ben dedi.Ama sonuçta; kurmuş olduğumuz saat çalınca bu masa toplanacaktı ve Yiğit bizimle birlikte yemek yemezse hem aç kalacak , hem de odada tek başına kalma cezası alacaktı.Kararlılığımızı anlaması için aradan 15 dakika geçti ve sonunda sandalyesine oturdu.Yemeğini bitirmesi konusundaki ufak bir mücadeleden sonra da, kahvaltısını da bitirmiş olarak sofradan kalktı.

Kitabı henüz bitiremedim ama en kısa zamanda okuyacağım.Kitabı okuyup,uygulayan anneler,oldukça memnunlar sonuçlardan.Bu kitabın anne babalara kazandıracakları ise şunlar olacakmış:

– Anlaşılır, kesin ve etkili sınırlar koymak
– Çatışmalar ve güç mücadelelerine bir son vermek
– İşbirliğini teşvik edecek kurallar belirlemek
– Çocuklara sorun çözme becerilerini öğretmek
– Yanlış davranışlarla ilgili mantıksal sonuçlar uygulamak

                                                                                                           eylem t

EVLAT SEVGİSİ

Bir kız çocuğu dolaşıyor kapımızın önünde.2 yaşlarında.Saçları kısa kesilmiş.Beyaz bir elbise var üzerinde.Davranışlarında bir rahatlık,  pervasızlık var.Gözlerindeyse biraz hüzün.Etrafta koşuştururken cebinden bir kağıt düşüyor.Babasının yazdığı bir mektup:”Halen üniversitede okumaktayım,kendimi bile geçindiremiyorum vs.vs.” Terkedilmiş bu çocuk.Aman Allahım diyorum.Nasıl olur?Öylece sokağa bırakıp gitmiş mi? Peki nerde o şimdi?Kaybolmuş ortadan.Hemen aramaya başlıyorum.Kalbim küt küt atıyor.Ya bulamazsam, ya başına bir şey geldiyse?Evlerden birinin bahçesinde rastlıyorum ona.4-5 yaşlarında bir çocuk sıkıştırmış, kolunu yakalamış zavallının ve elindeki sert bir cisimle çiziyor kızcağızın  bileklerini.Hışımla çekip alıyorum kızı.Çocuğa da kızıyorum :’Ne yapıyorsun böyle sen?Canını acıtacaksın ?Böyle oyun olur mu hiç?Annen nerde senin?” Çocuk işte.Gülüyor sadece.Çalıyorum evin kapısını.Açan yok.Bakıyorum ki kapı aralık.İçeride uyuyakalmış anne.Yerde oynayan bir de bebeği var.”Oğlunuz , çok tehlikeli bir oyun oynuyordu.Küçücük kızın bileğini nasıl da çizmiş,bakar mısınız?” Kadın öylesine yorgun ve kendinden geçmiş ki ..Cevabını bile dinlemeden çıkıyorum evden dışarı.Sımsıkı sarılıyorum kıza.Seni artık hiç bırakmayacağım,sonsuza kadar koruyacağım diyorum içimden.O ise durgun gözlerle bakıyor etrafa.Bir çocuk değil sanki kucağımdaki.Duyguları,tepkileri elinden alınmış,boş gözlerle bakıyor dünyaya.Eve dönüyorum hemen hızla .Kızı yıkıyor,yediriyorum.Oğlumun artık bir kızkardeşi var diyorum.İçim mutlulukla doluyor.Kafamı tek kurcalayan; evlat edinme işlemlerinin nasıl olacağı, gün gelip de ‘kızımı’   elimden alıp almayacakları .Onun dışında öylesine eminim ki evladımın sevgisinden.

                                                                                                     eylem t

3 YAŞ SORUNLARI

Bebekken derlerdi hep :”Bu en güzel zamanlarınız” .Burun kıvırırdım.’Olur mu öyle şey.Büyüdükçe,bilinçlendikçe,kendi başına hareket ettikçe herşey daha kolay olacak’ diye düşünürdüm.1,5 yaşından sonra büyük bir hızla tırmanışa geçen bu bilinçlenme eğrisi, 3. yaşa geldiğinde daha da yükseldi ama sorunlar azaldı mı??Düşündüğüm gibi mi oldu??Alıştığı ev ortamından ,kreş ortamına geçiş sürecinin de işin içine girmesiyle birlikte can sıkıcı durumlar da ortaya çıkmaya başladı.Kendi isteklerinin ve duygularının farkındalığı üst noktalarda artık.Anne babayı ve yakınındaki insanları da iyice ‘çözdükçe’,kendi isteklerini bütün gücüyle bizlere kabul ettirmenin yollarını da keşfetti.Kabul edilmeyen istekler karşısında zaman zaman  ‘anne beni çok üzüyorsun’ argümanına da kullanıyor, sinirli bakışlarla saldıraya geçip ‘hadi üzülsene’ acımasızlığını da.

Çıplak,minik  bir insanoğlu; masumiyeti ve acımasızlığıyla. Hayatla mücadelesi ,kendi isteklerini kabul ettirmek üzerine kurulu şu sıralar.Pek de engel tanımıyor.Duygu geçişleri yine zaman zaman keskinleşebiliyor.Karşısında nasıl davranacağını bilememek çok yıpratıcı olabiliyor.Sorunlar büyümedi aslında sadece karmaşıklaştı.2 yaşından beri ,birey olmanın yolunda emin adımlarla ilerledikten sonra 3 yaşında artık ‘ben buyum  ve kabulleneceksiniz ‘ demeye başladı.Hoşgeldin.Hayatımıza yeni renkler kattın 3 yaş:))

                                                                                                      eylem t

3 YAŞ EĞLENCELERİ

Bol bol koşuşturmak,arabalarla oynamak,anne babanın sırtına tırmanmak,hoplamak,dans etmek,arada çığlıklar atmak,en ufak bir şeye ağız dolusu gülmek,alışveriş merkezlerindeki oyun yerlerinde çılgın gibi direksiyon çevirmek,diğer çocuklara bulaşmak,açık hava parklarında kaydıraklar(tersten çıkmaya çalışmak),salıncakta deli gibi sallanmak ve bağırmak,lunapark,sürpriz olan ne varsa büyük bir merakla ve sevinçle karşılamak,yarım yamalak da olsa şarkılar söylemek,kitapları anne,babayla birlikte okumak ve sorular sormak,hamurla oynamak ……………………………………………………………………………………………………

Şu sıralarda birlikte eğlenerek baktığımız bir kitap.Babamız keşfetti bu kitabı.İlk başta bana saçma gelmişti böyle bir kitap almak.Yiğit’in ‘Ali’yi bulamayacağını düşünmüştüm.Yanılmışım.Üstelik içindeki resimler ,inanılmaz çeşitlilikte karakter ve davranışları gösteriyor.Komik durumlar da var.Kitabın arkasında ‘Ali’yi bulmak dışında da, bulmamızı istediği şeyler yazılı.Çok eğleniyoruz biz bu kitapla.Tavsiye ederim :
.Ali Nerede?

                                                                                                            eylem t

KREŞ ARIYORUM

Yiğit’e anneannemiz bakıyor ama Ekim’de 3 yaşında olduğu için, yaz döneminde kreş arama çalışmalarına başladık.Anneannemiz pek sıcak bakmadı bu duruma.”Bu sene de bakayım ben ” dedi.Benim görüşüm ise ; hem annemin rahatlaması ,hem de Yiğit’in oldukça aktifleştiği,her duyduğunu kaptığı bu dönemde,yaşıtı olan çocuklarla iletişim halinde, huzurlu ve mutlu olabileceği,onun özelliklerine göre eğitim veren bir yerde günlerini geçirebilmesi idi.Kreş arama sürecine başlamadan önce ufak ufak araştırmıştım ama dananın kuyruğunun kopacağı noktada herşey daha bir zorlaştı.Önemli bir karar aşamasında olduğumuz için, stresli bir dönem geçirdik.İşin içine girmeden anlaşılamayacak durumlardan biri daha.Evin yakınında mı olsun,iyi bir yerse uzakta da olabilir mi,güvenebilecek miyim,Yiğit kaldırabilecek mi,eğitimleri nasıl olacak ,yemek yiyecek mi  gibi bir çok soruyla yüzleştiğimiz bir süreç yaşadık.Kreşleri gezmek ayrı bir mesai .Seçeneğin çok olması da kararsızlığı arttıran  bir neden.

Sevgili Kitubi, kreş mimi başlatmış.Çok taze bir blog yazarı olarak, bu durumlara pek aşina olmasam da ,sorduğu soruları kendimce cevaplamaya çalışacağım.Umarım, tüm annelere bir nebze yardımcı olurum.

     1.Çocuğunuzu kaç yaşında kreşe gönderdiniz/göndermeyi düşünüyorsunuz? Kreşe göndermek için beklediğiniz yaş dışında bir şey var mı?
        
        3 yaşına girmeye 1 ay varken kreşe başlattık.Ekim ayına denk gelmesi bizim için önemliydi.Kreşlerin başlangıcı Eylül ayında oluyor.Eylül ayında tatil programımız olduğu için Ekim’de başlattık.Böylece okulun programına çok geç kalmadan ama kendimizi hazır hissettiğimi bir dönemde başlatabildik.

   2.Çocuğunuza kreş seçerken sizin için en önemli kriter nedir? Olmazsa olmaz, bu sağlanmazsa evde bakılsın daha iyi diyeceğiniz.     
     
      Güven duymak.Kreşten çok yuva demek istiyorum ben aslında.Oradaki tüm çalışanların ifadelerinden,ortamdaki havadan bunu hissedebilmeliyim.Fiziksel koşulların iyi olmasının  yanında, öğretmeninden ,aşçısına, işlerini yani çocukları seven insanlar olduklarını anlayabilmeliyim.

   3.Türkiye’deki kreşlerde rastlamadığınız, keşke olsa dediğiniz bir uygulama var mı?   
        
       Türkiye dışındaki eğitim sistemlerinden çok fazla haberdar değilim.

   4.Türkiye’deki kreşlerde yaygın olarak rastladığınız ve saçma bulduğunuz bir uygulama var mı?   
         Oluşturulan programların genelde birbirine çok benzediğini, özgün olmadığını ve  yaşlar arasında çok fazla ayrım gözeltilmediğini düşünüyorum.Kreşler, özel sektörün elinde olduğu için, fiyatları çok yüksek.Çalışan annelere yönelik,farklı bir sistem oluşturulması gerekir diye düşünüyorum.

     5.Çocuğunuz kreşe gidiyorsa, kreşe başladıktan sonra en çok zorlandığınız konu ne oldu? Henüz gitmiyorsa zorlanacağınızı düşündüğünüz?     
        
       Çocuğumu daha önce oyun grubunu da göndermiştim ve kolay adapte olacağını düşündüm.Kreşe tam gün olarak yazdırdık ama adaptasyon için , başlangıçta birkaç saat devam etti.Tam güne geçildiğinde öğlen uykusu problemi yaşadık.Normalde 3 saat öğle uykusu uyuduğu halde ,okulda uyumadı.Kendi yaş grubundan da çok fazla öğle uykusu uyuyan olmadığı için,uyumak istemedi.Sonrasında da soğuk algınlığı geçirdi ve 1 hafta evde kaldı.Bu onun kreşten kopmasına neden oldu.Gitmek istemedi.Çözüm olarak; kreşi yarım güne çevirdik.Anneannemizin öğleden sonra bakacak olmasının avantajını kullandık.Şu anda çok daha mutlu ve adapte olmuş durumda.

   6.Çocuğunuz kreşe gidiyorsa, kreşe başladıktan sonra çocuğunuzda gözlemlediğiniz en olumlu gelişme ne oldu? Henüz gitmiyorsa kreşin gelişimine en büyük katkısı ne olur sizce?

   Gün içinde yaşadıklarını heyecanlı bir şekilde anlatıyor.Sözel yeteneğinin geliştiğini düşünüyorum.Bir sürü arkadaşı oldu ve onlara nasıl davranması gerektiğini yavaş yavaş öğreniyor.Branş derslerinden de öğrendiklerini zaman zaman söylüyor ya da gösteriyor.

                                                                                                    eylem t